UZAY ASANSÖRÜ

15 Ekim 2008 tarihinde tarafından eklendi.

Uzaya hiç asansörle çıka bileceğinizi düşündünüz mü? Roketlerle uzaya çıkmak, olduça pahalı ve teh­likeli bir yoldur. Fakat belki ileride roketlerin yerini uzay asansörleri alabilecektir. Araştır­macıların yeni hayâli, böyle bir asansör kurup onu çok amaçlı olarak kullanabilmek. Uzaya asansörle çıkmak, roketler ile çıkarken kar­şılaşabileceğiniz birçok tehlike ve korkuyu orta­dan kaldıracaktır. Böyle bir sistemi kurabilmek için, şu anda elimizde bulunan malzemelerin en kuvvetlileri bile yeterli değildir. Buna rağmen son gelişmeler, olduk­ça umut vericidir. Eğer bu sistemin tesisi başarılırsa, uzayın istediğimiz yörüngesine seyahat edebileceğiz, ayrıca bu sistem aracılığı ile Ay’a ve diğer gezegen­lere uzay gemileri fırlatabileceğiz. Dünya’dan uzaya uzanan yapı fikrini ilk defa bir Sovyet öğretmeni ortaya attı. Konstantin Tsiolkovsky rüyasında, Dünya’dan uzaya uzanan kuleler arasın­da inşa edilmiş dünyayı saran demiryolları gördüğü­nü belirtmişti. 1960’da diğer bir Sovyet Yuri Artsunanov, uzay asansörü fikrini ciddî olarak incele­di. Artsunanov, Leningrad’da bir mühendis idi. ABD’de bu fikir üzerinde uğraşanlar, Scripps Oşinografi Enstitüsü’nden John Isaacs ve yine Kaliforniya’da bu­lunan NASA Araştırma Merkezi’nden Jerome Pear-son’du. Uzay asansörleri projesi, bilinen fizik kuralları üzerine bina edilmişti.
Dünya’nın çekim kuvveti, her an uyduları kendi­ne doğru çekmektedir; fakat merkezkaç kuvveti ile bu çekim kuvveti dengelenebilmektedir. Bir uydu Dün­ya yüzeyinden sabit bir mesafede kalabilmek için, belli bir yörüngede yeterli hıza (açısal hız) sahip olmalıdır. Uydu yeterli hıza ulaşamazsa, Dünya’nın çekim kuv­veti açısal hız tarafından oluşturulan merkezkaç kuv­vetinden fazla olacağı için, uydu, Dünya’ya doğru hareket etmeğe başlayacak, sonuçta yere çarpacak­tır. Aksine açısal hız gereğinden fazla olursa, merkez­kaç kuvveti çekim kuvvetinden fazla olacağı için, uydu uzaya fırlayıp gidecektir. Dünya’dan uzaklaştıkça çe­kim kuvveti azalacağından, Dünya’dan daha uzak yö­rüngelerde kalabilmek için, daha küçük açısal hızlar yeterli olacaktır. Dünya’dan uzaya uzanan, eğilmeyen sert bir ku­le inşa edecek olursanız, bu kuleden yörüngeye uy­dular yerleştirmeniz mümkün olacaktır. Kurulacak olan bu kulenin açısal hızı, 36.000 km yüksekliğe kadar aynı seviyedeki uyduların hızından düşüktür. Böyle olun­ca da, uydunun kuleden fırlatılacağı seviyeye göre, yeterli bir yörünge hızıyla gönderilmesi için, enerjiye ihtiyaç duyulacağı anlaşılır. Bununla birlikte, gönderi­len uydu kuleden uzaklaştıkça, yörüngede kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu açısal hızın değeri küçülür. Ger­çekten de kulenin 36.000 km yüksekliğe .ulaşıldığın­da açısal hız, uyduyu yörüngede tutmak için yeterli görülmektedir. 36.000 km’nin üstündeki bir seviyede, yerçekimi kuvvetinin azaldığı, uydunun ve kulenin ağır­lıksız olduğu bir noktada uydunun, uzayın derinlikle­rine doğru hareket ettiği görülür. 36.000 km yükseklikte bir yörünge olmasının bir önemi de, bu seviyede, bir uydunun Dünya etrafın­daki bir dönüşünü 24 saatte tamamlamasıdır. Deği­şik bir şekilde ifade edersek, Dünya’daki herhangi bir yer ile münasebet halinde olan uydu, bu seviyede, ha­reketsiz bir durumda olacaktır. Bu halde, önemli bil­gileri ve telefon mesajlarını, Dünya’nın yaklaşık 1/3’lük alanı içerisinde iletebilecektir. Dünya’mn, iletişimini sağ­lamak maksadıyla kullandığı uydular, bu tip yörünge­leri işgal etmektedirler. Fakat onlar, bu yörüngelere, verimsiz ve gönderilmesi masraflı roketler tarafından yerleştirilmektedirler. Yapılması düşünülen kule, bir çe­şit asansör şekline dönüştürülebilirse, günümüzde uy­du taşımacılığında mevcut olan en elverişli ve hesaplı yol bulunmuş olacaktır. Artsunanov’un yapılmasını tek­lif ettiği 72.000 km yüksekliğindeki kule ile de, uzay yolculuklarının, kulenin bulunacağı sabit noktadan, uzay mekiğinin fırlatılması suretiyle, başlatılabileceği belirtilmektedir. Ayrıca Artsunanov’un belirttiğine gö­re, bu işlem sırasında Dünya’dan kulenin tepesine uy­du çekimi de mümkün olabilecektir.
Gerçi, günümüzde, uzay mühendisleri, bu proje­nin gerektireceği güce dayanıklı malzemeleri temin et­mekten uzaktırlar. Fakat bilim adamları, uzaya yerleştirilmesi düşünülen yapının desteklenmesini sağ­lamak amacıyla, çözüm yolları aramayı sürdürmekte­dirler. Bunlardan biri Tsiolkovsky’nin uzay treni düşüncesidir. Ona göre, tren yolunu uzayda destek­leme görevini, eğilmeyen kuleler yerine, elektroman­yetik kuvvetler gerçekleştirebilecektir. Düşüncenin uygulaması ise, Dünya’dan yaklaşık 100 km uzaklık­taki bir yörüngeye içi boş elektromanyetik bobinler yer­leştirmekle başlayacak. Neticede, bu bobinlerden yeterli miktarlarda kullanılması ile, Dünya etrafında dö­nen içi boş ve ağır bir boru teşkil edilmiş olacak. Bu borunun içerisine iletken bir halka yerleştirildiğinde, bo­runun içindeki manyetik alanın etkisiyle hareket eden halka, gittikçe hızlanacak ve yörünge hızını aşacak. Bu takdirde halka genişleyecek ve dışa doğru oluşa­cak kuvvet ile de kurulması düşünülen yapı destek­lenmiş olacak. Böyle olunca da süper yeteneklere sahip malzemeler kullanılmadan, yörünge halkasından kablolar aşmak suretiyle, bir uzay asansörü meyda­na getirilebilecektir. Böyle bir projenin tamamlanma­sının 20 veya 30 yıl süreceği tahmin edilmektedir.
Paul Birch tarafından İngiltere’de tasarlanan dö­nen yer yüre halkası, bundan daha az gösterişli bir şekliyle ABD’de ortaya atılmıştı. Hızlı bir şekilde hare­ket edecek olan telin, uzaydaki konumunu koruyabil­mesi için, Dünya’yı büsbütün kuşatması şart değildir, içinden su akan bir hortum düşünürsek, suyun akma hızının etkisiyle, hortumun hareket ederek bir yay şeklini aldığını görürüz. Bu gerçekten hareketle, birbirine kenetlenmiş borular içinden geçen birkaç yüz kilometre uzunluğunda bir yay elde edilebilir. Hızla hareket eden bu yay vasıtasıyla istenilen araçlar uzayın yüzüncü ki­lometre derinliklerine çekilebilecektir. Hareketli yayın enerjisi, araçlara yerleştirilen bobinlere elektromanyetik olarak iletilir ki, bu da boruya bağlı olan aracın yörün­geye yerleştirilmesini temin eder.
Yörüngeye yerleştirilecek olan halka için değişik bir alternatif de, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün ge­zegenlerinin etrafında dönen halkaları örnek almak ola­caktır. Bu yaklaşımla da, kurulacak bir yörüngesel halka için kullanılması gerekli olan milyonlarca ton ağır­lığındaki malzemeye gerek kalmayacaktır. Fakat, çe­kim ve manyetik kuvvetlerin altındaki bu hallerin yörüngede nasıl sabit kalabildiği halen anlaşılmış de­ğildir.
Bunun en makul açıklaması, halkaların en dışın­da dönen daha büyük cisimlerdir. Bu cisimlerin, kü­çük parçacıklara uyguladıkları çekim kuvvetiyle onları yörüngelerinde tutmaları mümkün görünmektedir.
Bu olaydan yararlanılarak Dünya’mn çevresinde uzay asansörünü destekleyecek sunî bir halka oluş­turmak mümkün olacaktır. Bir Fransız araştırmacı olan Benoit Lebon, diamanyetik taneciklerden oluşan bir akıntının yörüngeye yerleştirilmesini teklif etmişti(diamanyetizma, bir cismin manyetik yükünün uygulanan manyetik alana ters olmasıdır). Bir seri elektromanye­tik bobin, diamanyetik parçacıkları bobinlerden geçen bir yörüngede tutmak için gerekli olan manyetik alanı sağlayacaktır. Halka parçacıklarının hareketiyle de bo­binler desteklenmiş olur ve bu sayede Dünya’dan bo­binlere çekilen kablolar vasıtasıyla bir çeşit asansör yörüngeye yerleştirilebilir. Neticede böyle bir halkanın Güneş’in etrafında kurulması bile düşünülebilir. Ayrı­ca uzay araçlarının korkunç hızlara ulaşıp, Güneş sis­teminden çıkması ve yıldızlara çok yakın olan gezegenlere ulaşması da beklenebilecek sonuçlar­dandır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Şu Sayfamız Çok Beğenildi
MESAHACILIK