Kent yaşamını geliştiren güçlü atılıma karşılık, tarım alanındaki ilerlemeler yavaş oluyordu. Gerçekten en küçük ayrıntılarına kadar günlük yaşamda köklü değişiklikler meydana gelmişti. Donyağı ve balmumuyla issiz aydınlanma, bu dönemin icadıdır. O zamana kadar is ve koku çıkaran yağ lambası ya da reçineli meşale yakılıyordu. Akşam yemeklerinden önce çorba ya da et suyu yeme alışkanlığı Germenlerden daha doğurusu Asyalı akıncılardan kalmadır. İçki konusunda şaraba çeşitli meyvelerden yapılmış türleri de eklendi. Bu içkinin damıtılmasıyla meydana getirilen alkolü İskenderiyeliler de bilmekteydi. Ancak içki tekniğinin olağanlaşması, X. yüzyılı buldu. “Eauxdevie” denilen az çok şeytanca bir içkiydi bu. Simyacılar “Hayat İksiri” olarak ve “Filozof Taşı”ndaki gibi büyük bir gizlilik içinde içki imal etmekteydiler. Giyim sanatında ilerleme besin konusundakinden daha belirgindi. Pamuklunun, yanı sıra, yün de hızla gelişiyordu. XIV, yüzyıldan başlayarak İngiliz kumaşları ün salmaya başladı. 1340′a doğru Araplar, belli başlı yün kaynağı olan merinos koyunlarını Kuzey Afrika iklimine alıştırmaya, başladılar. İpek sarma makinesinin (Bolonya, 127Ş) ve çıkırğın (Spire, 1298) icadıyla dokuma zanaatının yayılması sonucu kumaş fiyatları düştü. Böylece köylüler bile oldukça zengin giyim kuşama kavuşmaya başladılar.
