Su saatleri, çok eski çağlarda ilk olarak Babil’de ve Mısır’da ortaya çıkmıştı. Sonraları eski Yunanlılara ve onlardan da Romalılara geçti.
Romalılar su saatini öğrenince bu­nu kentin pazarına, güneş saatinin yanıbaşına koydular. Ne var ki, su sa­atleri yeni olduğundan, buna pek de güvenenüyorlardı. Güneş saatinin yanıbaşına koymalarının nedeni de buydu. Bu yoldan istedikleri anda güneş saatine bakarak su saatini kontrol edebilirlerdi.
- Su saatlerinin birçok kusurları vardı. Pek çabuk bozulabilirlerdi. Su­yun aktığı deliğin şu ya da bu neden­le tıkanması yeterliydi. Oysa, güneş saatleri, güneşli havalarda vakti çok doğru ve gerçekçi olarak gösteriyorlardı.
Su saatlerine çarşı pazardan baş­ka bazı varlıklıların evlerinde de rastlanıyordu. Bu işe ayrılmış özel hiz­metçiler saatlerin sularını doldurur, onların işlemesine büyük bir titizlik gösterirlerdi.
Ama kendi saatleri olan mutlu ki­şiler de sayılabilecek kadar azdı. Ge­ri kalan yurttaşların çoğu yine eskisi
ve geceleri de horoz seslerine kulak ve­rerek vakitlerini öğrenirlerdi. Bundan iki bin yıl önce insanlar saat olmadan da pekâlâ yaşayabilyorlardı. Askerler boru, kentliler horoz sesleriyle uyamaları isterinin ba­şına giderlerdi. Gündüzleri de güne­şin durumuna bakarak vakti belirt­mek içinde zor bir iş değildi. Fakat, o çağlarda saatlerin bir süs değil,” bir zorunluk sayıldıkları bazı anlar olur­du.
Çağın yargıçları da saatsiz iş göremezlerdi. Mahkemelerin gerektiğin­den çok uzamaması için mahkemede söz söylemek isteyenı herkesin sözü­nü sınırlandırmak gereğini ‘duymuş­lardı. Bu karan tam olarak yerine ge­tirmek için, mutlaka saate gereklilik vardii
Eski Yunan ve Roma yargıçları şu bizim de bildiğimiz en ilkel su sa­atlerinden yararlanmaktaydılar. Bun­lar, delikleri altlarında olan bir çeşit kaplardı. Bu kaplar, İçlerine konan suyu aşağı yukan 15 dakikada akıtn yorlardı. Bu hesaba görer Bu kâplar­dan biri boşalınca, aradan 15 dakika geçmiş demekti.