Bir kadran üzerinde hiç durmadan dönen akreple yelkovanın yaşamımız­da ne önemli bir yer tuttuğunu bili­yor musunuz?
Lâmba, kayık, ağsa, kitap ve mum gibi birbiriyle ilgisi olmayan bir şey­lerin, henüz bugünkü saatler icat edil­meden önce insanların vakitlerini be­lirtmelerine yarayan birer araç birer” “saat” görevini gömdüklerini bilir mi­siniz?Augustin çok basit bir yöntemle vakti ölçmenin yolunu bulmuştu.Kitabin önceden işaretlediği bîr yerine gelmez de hemeç çan kulesine koşardı.
Bu, şu demelctif: Augustin, elin­deki duâ kitabinin bu işaretti yerine geldiğinde vakit gece yarısını üç saat geçmektedir. Kuşkusuz arada sırada bazı yaniışhklar da olmuyor değildi. Söz gelişi, bif defasrhda” Augustin ki­tabın üzerinde uyuyakalmıştı. Gözle­rini açtığında güneş bîr hayli yüksel­miş bulunuyordu ve Augustin, bu yıl kücüklüğünden ötürü manastırın baş papazından adamakıllı azar yemişti.
Elbette kitap, tarri ve doğru bir za­man ölçrtıe ödevini göremez. Siz sa­atte yirmi sayfa okudüüğunuz halde bir başkası otuz sayfa okuyabilir. Bir üçpicü kişi de aynı süre içinde belki de on sayfa bile okuyamaz. Böylece bu üç kişi için zama ati başka olmak gerekir.