Anlatılanara bakılırsa; Polo kar­deşler, 127I’de Doğadan döndükle­rinde Venedik’te bir şölen vermişler, yemeğin sonunda üstlerindeki eski püskü elbiseleri yırtmışlar; yerlere zümrütler ve yakutlar, gökyakutlar dökülmüş… Bu Amerika’dan Avru­pa’ya akacak zenginliklerin yanında valnızca bir başlangıçtı. Bir süre sonra, Yeni Dünya, Avrupalı egemenle­rin ordularım beslemek ye kişisel tut­kularını bekledikleri altının bitmez tü­kenmez kaynağı olacaktı, Colombun keşfettiği topraklar, gerçekten de hazinelere bedel mal ve ürünlerin bir Çeşit birikimiydi. Cotomb’lar Cortesler ve Pizzaro’lar gibi, ilk fatih’lerden sonra bu birikimin ağzı cömertçe açıl­dı.
x Dünyanın ekonomik ağırlık mer­kezi değişmişti. Akdeniz’in ekonomik ‘fis’leri bu dizinin bir göl halini alma­sıyla boğulur oldu. Buna karşılk, At­las Okyanusu kıyılarındaki limanla­rın önünde sınırsız bir ufuk uzanmak­taydı.
Değerli madenlerin akması ve alış­verişin yoğunlaşması, artık bir çeşit ekonomik devrim yaratmaktaydı. Ödünç veren ve bankacı denen bir aracı Icesim ortaya çıkmıştı, boylu­nun, din adamının, köylünün ve kent­soylunun yanı sıra, yeni türeyen bir kesîm ‘anamalcılardı. Bunlar; kral­lara ödünç para verebilecek, kocaman şatolarda yasayabilecek kadar güçlen­mişlerdi. 1519′da Charles-Quint’i (Şarlken) kral seçtiren Augsburglu bankacı Fugger ya da “Cıva Kralı” diye ünlenen ve bu gücü sayesinde bü­tün Avrupa paralarını denetleyen Hochsetter oldu.
Fabrika ürünlerine istemin artma­sı, Hk anamalcıları, zanaat imâlatının yerine gerçek sanayi üretimini geçir­meye yöneltti. Karmaşık makine iş­lemlerini gerektiren baskı, madenci­lik, ipekçilik ve madenden eşya yapı­mı gibi alanlarda başka çıkar yol yok­tu zaten. “Anamalcı girişim”in tipik örneği olarak verebilecek madencili­ği; Georges Bauner, öbür adıyla Ag-ricola “Dere metalica-Metaller Üstüne” (1556) adlı kitabında şöyle tanımlayacaktır:
“Gittikçe artarı maden gereksinimi yeni yeni galeriler açılmasını ve git­tikçe derinlerde damarlar aranması­nı zorunlu kılıyordu. Öte yandan, gaz patlamaları ve su basmaları hâlâ kor­kulan felaketlerdi. Öyle ki, hiç vakit geçirmeden havalandırma sistemleri ve su çekici pompalar kurmak gerek­mekteydi. Makineler; su, rüzgâr ya da insan ve hayvan güçleriyle çalışıyor­du. Ham madenleri kaldıran vinçler ve öğütücü makineleri kapsayan dev mekanik araçlar, ancak anamalcıla­rın yardımıyla satın alınabilir; ancak uzmanlaşmış ve aynı zamanda kendi isteğiyle çalışan bol miktarda el gücüyle işletilebilirdi.”
Artık geçmiş çağlardan bu yana, yeraltı işlerinde kullanılan köle ve kü­rek mahkûmlarının yanı sıra; özgür kişileri de bu işlerde çalıştırmak ve bunlara, bizi bugün şaşırtan bazı önyararlar tanımak zorunlu oluyordu. Sözgelişi; Şarlken’in oğlu 1576′
 (1) Bir yıldızla gök ekvatoru arasındaki uzak­lığa açılım denilmekte ve kuzeye doğru ola martı, güneye doğru olanı da eksi işaretiy­le ölçülmektedir. Güneşin bir yıldaki açılı­mı, -23 derece 27 dakikadan 23 derece 27 dakikaya kadar değişir.