Self-servis olarak 1863 yılında, Philadelphia’dâ Wilmington BaltimoreDemiryolu’nda hiz­mete kondu. İkiye bölünen vagonun bir ya­nı, sigara salonu, diğer yanı ise büfe olarak kullanılıyordu. Hazır yiyecekler, buhar kutu­ları içinde sıcak tutuluyordu. Büfe bölümün­de oturma yeri olmadığından yolcular yemek­lerini ya burada ayakta yiyorlar, ya da sigara salonuna geçerek karınlarını orada doyuru­yorlardı. Yolcuların yemeklerini oturarak yedikleri ve trende görevli aşçı tarafından taze olarak hazırlanan yemeklerin servis yapıldığı ilk mo­dern vagon-restoran ise, 1867 yılında Kanada’nın Great Western Demiryolları’nca hizmete girdi. Aynı zamanda yataklı bölümü de olan “President” adlı trenin restoranı, yolcuların büyük ilgisini görüyordu. Şirketin kurucusu George Pullman da, hiçbir şeyin aksamaması için son derece titiz davranıyordu. President’le yolculuk eden Westward by Rail adlı kitabın yazarı VV.F.Rae, 1869 yılının Eylül ayında ta­nıdığı bu vagon-restoranı şöyle anlatıyordu: “Bir kere, çok geniş bir seçme şansınız var­dı. Beş çeşit ekmek, dört çeşit soğuk et, altı tür sıcak yemek, yedi ayrı türde pişirilebilen taze yumurta, bütün mevsim meyveleri ve seb­zeleri… Yemeğinizi, bir ucu vagonun kenarı­na sabitleştirilmiş masanıza getiriyorlar. Sa­atte 30 mil hızla giden bir trende böylesine bir konforla sabah kahvaltısını yapabilmek, öğ­le ve akşam yemekleri yiyebilmek gerçekten mucize!”