Ortaçağ’ın özellikleri-Yüzyıl savaşlan’mn sonunda-Denizler çok şeyler getiriyor-Dias, Goma Colamb. Magellan; “Arbele’te” Matematikte Gökbilimin yazarları-Çağdaş bilginler-Marçi Polo-Maden gerekliliği ve icatlar dizisi-Ekonomik dönüşüm-Ordunun katkısı.

Beş yüzyıl geçtikten sonra Orta­çağ’ın son dönemleri, Avrupa uygar­lığını temellerine kadar sarsan, yıkan bir fırtınanın olağanüstü bir hızla gür­leyişi gibi yaklaşmaktadır. Gerçekten de, önceki bölümlerde görülen nice teknik gelişme bizi yanıltmamalı. Bu, tam Yüzyıl savaşları’nın en kızıştığı döneme rastlar: Avrupa ülkelerinde bir Fransa, işgalin, yoksulluğun ve kargaşanın pençesinde kıvranmakta; İngiltere, bir iç savaşın habercisi olan büyük ekonomik bunalımla sarsıl­makta, kara veba, askerî çatışmalar ve iç savaşlarla el ele verip Batı’yı ka­sıp kavurmakta; Kilise de türlü bo­zukluklar ve mezhep kavgaları sonu­cu bölündükçe bölünmektedir.
Bu kargaşalı ve çatışman ortam, ancak XV. yüzyılda yatışıp durulmaya başladı. Uygarlığın düşmanı plan bu tür sarsıntılar içindeki şaşkınf şaş­kın duran bazı bölgeler bir îüre direnebildiler. SonracbVdirejpiffer yayılıp öteki ülkeleri de egemenliğine aldı. Düzen vedengenin sağlanmasıyla biri­likte, uluslararası ticaret de gelişti. Eskiden olduğu gibi, gemiler yine uzak­lardan baharat, ipek, şeker ve altın ta­şıyan kervanları karşılamak üzere Deh ğu’ya yelken açtılar. Ancak, Avrupa Yüz­yıl savaşları’nın sonu gibi geleceğe dö­nük mutlu bir olayı selâmlamanın yanında, Doğu’dan büyük bir tehlikede başgöstermekte gecikmedi: Tprkler, CohstantinapoKs’i (istanbul) almış­lardı.
Ortaasya’dan gelen küçük bir halk topluluğundan türeyen bu ulu­sun, olağanüstü topçu birlikleriyle desteklenen disiplinli ve çok güçlü bir ordusu vardı. Roma tmparatorluğu’nun (Doğu) son başkentini zorlu bir savaşla ele geçirmişler; 30 Mayıs günü Ayasofya üzerindeki “haçı” indi­rip yerine “hilâl” yerleştirmişlerdi; Artık bütün Avrupa’nın kaygıları or­taktı: Ya Türkler, Adriyatik kıyıları­na kadar bütün güneydoğu Avrupa’­ya ve Akdeniz’e yaydır da, Avrupa’­nın Doğu pazarlarına açılan ulaşım -yollarını tıkar ve yine Doğu*yla tica­reti engelerse… Ancak, Türklerin Doğu-Batı ticaretini engelledikleri söylenemez, onlar, yalnızca toprakla­rından transit geçen mallardan vergi almakla yetindiler. Ne var ki, ticarette geçinen Venedikliler; Cenovahlar ve Napoliffler, biber, zencefil, tarçın, ka­ranfil, kâfuru, haşhaş, kızılkök ve Çin miski gibi malları ve Hindistan’­ın değerli taşlarını şimdi daha paha­lıya satıyorlardı. Bir süre sonra da İtalyan limanları bu durumdan yakın­maya başladılar. Bu engeli aşmak; Madagaskar’a, Hindistan’a ve Çin’e gitmek için baş­ka yollar aramak gerekiyordu. Ucuz mâl almak, ancak her çeşit yükümlü­lükten uzak deniz yollarıyla gerçek­leşebilirdi