Çevre sistemleri, çevrebilimin temel işlevsel birimlerine verilen ad. Çevre sistemlerinin her biri, bir canlı toplumu ile içinde yaşadığı cansız çevreyi kapsar. Her çevre sistemi, bir bahçedeki havuz kadar küçük ya da bütün dünyayı kapsayacak kadar geniş olabilir; ama terim genellikle, yağmur ormanı ya da meşe ağacı gibi sınırları belli, ayrı bir “bölge”yi tanımlamada kullanılır. Önemli olan, çevresisteminin dışardan aldığı enerji dışında, bütünüyle kendine yetmesidir. Azot, karbon, su ve oksijen gibi besin maddeleri yok olmaz, çevrime girerek yeniden kullanılır. Çevre sistemlerinin tümü güneş enerjisine bağımlıdır.
Kendibeslek organizmalar (yeşil bitkiler), güneş enerjisini soğurup kimyasal enerjiye dönüştürerek karmaşık organik moleküller halinde saklarlar. Besin zincirinde daha yüksekte yer alan canlılar, bu bitkileri yiyerek söz konusu moleküllerden gerekli enerjiyi sağlarlar; onların ölümünden sonra da moleküller yeniden ayrışır. Besin zincirinin her aşamasında, güneşten sağlanan enerjinin bir bölümü ısıya dönüşerek çevreye yayılır ve yok olur. Çevre sistemlerinde yerbilim dönemleri açısından sürekli madde değişikliği gözlenmişse de, çevre sistemi terimi genel anlamda, kalıcı özellikleri yansıtır. Zaman zaman, çevre sistemlerinde, dışarıyla enerji (organik madde) alışverişi olabilir. Çevre sistemi bir tek ağaç ile çevresinden bile oluşabilir. Afaç güneş enerjisi ile topraktan sağladığı mineralleri kullanarak, ışılbireşim olayıyla, gerekli dokuları oluşturur; solunum sırasında çevresine enerji verir. Ot yiyen bazı böcekler ağacın dokusunu kendi dokularına çevirirken, bir yandan da solunum yoluyla enerji yayınlar. Toprakta yaşayan ayrıştıncı mantar ve bakteriler, bitki artıklarını değerlendirerek beslenirken, bir yandan da ağaç için gerekli minerallerin açığa çıkmasını sağlarlar.
