Hızla gelişen ve nüfusu artan dünyamızda, beslen­me sorununun çözümlenebilmesi için, verim ve kalite bakımından daha üstün özelliklere sahip, tekno­lojik gelişmelere ve artan isteklere uygun, yeni bitki tür ve çeşitlerinin ıslah edilmesi kaçınılmaz olmuştur. Ye­tiştiriciliğin sınırlandığı ekolojiki koşulların da değerlen­dirilebilmesi amacıyla yeni teknolojilerden yararlanmanın yanında, bu koşullara uyum sağlaya­bilecek yeni tür ve çeşitlerin ıslahı konusunda, bitki islahçılarına büyük görevler düşmektedir. Genetik varyasyon oluşturarak, yeni çeşitler geliştirmede mutasyonlardan ve daha çok melezlemelerden yararla­nılmakta ise de, aynı tür içerisinde veya türler arası melezlemelerde bazı doğal engelleme mekanizmala­rı ile karşılaşılabilmektedir. Bunlardan biri de, eşeysel uyuşmazlık mekanizmasıdır. Eşey organları ve gamet­ler normal yapıda oldukları ve yaşama gücünde döl­lenmiş tohum oluşturabilme yeteneğinde bulundukları halde, genetik yapı nedeniyle çiçek tozu ile dişicik bo­rusu arasındaki karşılıklı etkileşme sonucu çiçek toz­larının çimlenememesi veya çiçek tozu borularının dişicik borusu içindeki gelişmelerinin engellenmesi eşeysel uyuşmazlık olarak tanımlanmaktadır. Polen tanesi, dişi organın stigması üzerine yapış­tıktan sonra, bir çeşit geçiş sınavına maruz kalmakta­dır. Kabul edilen polen, yumurtalığa kadar inecek olan polen tüpünü oluşturur. Polenin kabul edilmemesi ha­linde, çim borusu oluşmaya başlasa bile yumurtalığa kadar ulaşamaz. Çiçek tozunun dişi organ tarafından reddedilmesi, tozlanmadan sonraki değişik evrelerde görülebilir. Uzak akraba türler arasındaki tozlanma ola­yında, polenlerin reddedilme devresi çok daha kısa olmakta ve polen çimlenememektedir. Buna karşın, birbirinden çok uzak olmayan türlere veya aynı türün değişik çeşitlerine ait uyuşmaz polenlerin reddi daha gecikmeli olmaktadır. Böyle bir durumda polen çim­lenip çim borusunu oluşturabilmekte, ancak çim bo­rusunun uzaması ya stigma yüzeyinde yüzeyi delmeden önce ya da yumurtalığın içine doğru iler­lerken durdurulmaktadır. Polen tüpünün gelişmesinin engellenmesi halinde rastlanan ortak .özellik, çim bo­rusunun bitişinde ve dişi organın stigma hücrelerinde kalloz yığılmasının meydana gelmesidir. Polen ve dişi organın molekül ve hücre yapılarının incelenmesi, bitkilerde kendini ve başkasını tanı­ma mekanizmalarının açıklanmasına ışık tutmaktadır. Yapılan çalışmalar, diğer morfolojik karakterler gibi, eşeysel uyuşmazlığın da genler tarafından kontrol edil­diğini ortaya koymuştur. Polenin stigma tarafından ka­bul edilmesi veya reddi, polen tanesinin yüzeyinde ve çim borusunda bulunan moleküller ile stigma yüzeyin­de ve stil dokusundaki moleküller arasında oluşan et­kileşimle yakından ilgilidir. Temel bir görüş olarak uyuşmazlık, dişi organ ve polende benzer S protein­lerinin olup olmamasına bağlıdır ve polenin reddedil­mesi için, dişi organ ve polenin bir tek benzer geni taşıması yeterli olabilmektedir. Bitki tür ve çeşitlerine göre çok değişik şekillere sahip olan polen tanesinin dış çeperi, protein, yağ ve şeker bileşimi içeren girintili çıkıntılı bir yapıdan oluş­maktadır. Bu yapı, poleni kuraklık gibi çeşitli fiziksel dış etkilere karşı koruma görevinin yanısıra, dişi orga­nın poleni tanımasında da temel rol oynamaktadır. Son yıllarda, polen yüzey tabakaları ve stigma yü­zeyindeki maddelerin incelenmesiyle uyuşmazlık reaksiyonlarının tanımlanmasına ilişkin çalışmaların artması dikkat çekmektedir. Polen ile stigma veya di­şi organın diğer kısımları arasındaki yapısal ve moleküler düzeydeki ilişkinin, bazı bitki türlerinde uyuşmazlıkların tanınmasında bir metot olarak kulla­nıldığına dair örnekler bulunmaktadır. Bitkilerde, polen tanesini kabul veya red edilme olayını kontrol eden tanıma mekanizmalarının açıklı­ğa kavuşturulması, uyuşmaz genetik kombinasyonlar arasında da melezleme yapılabilmesi ve arzu edilen varyasyonların ortaya çıkartılabilmesi için başlangıç noktasını oluşturmaktadır. Uyuşmazlık mekanizması­nın biyokimyasal ve fizyolojik yapısının devam eden çalışmalarla anlaşılmasıyla, bitkilerin gizemli dünyası­na bir adım daha yaklaşmak mümkün olabilecektir.