Harflerin olağanüstü serüvenleri-Kutsal Kur’ân’ın ilk yazımı-Çamurdan kâğıda doğru-Koyuncuk’taki Kitaplık-Lüleci çamuru-Papirüs dedikleri-Kâğıt kelimesinin asıl kökeni-Çeşitler-Tomar Kitaplar-Yazı yazmanın araçları-Balmumu-Anadolu yine önde-Bergama kâğıdı-Mürekkep yapımı Kâğıt-Kurşun kalem.

papirüsHarfler bir ülkeden öteki ülkeye, bir ulustan öteki ulusa geçerken bir başka gezi daha yapıyor; Taşların üzerinde papirüse, papirüsten mum­lu levhalara, mumlu levhalardan par­şömene ve parşömenden de kâğıda geçiyorlardı. Kumlu toprağa ekilen bir ağaç, killi ve bataklık bir alana eki­len ağaçtan nasıl değişik şekilde bü­yürse; harfler de taştan papirüse, pa­pirüsten mumlu levhaya, mumlu lev­hadan parşömene ve kâğıda geçerken öylece görünüşlerini ve biçimlerini de­ğiştirdiler. Taş üstünde dik ve düm­düz yükseliyor, kâğıdın üzerinde yuvarlaklaşıyorlardı. Balmumu üzerin­de de virgül biçiminde kıvrıldılar. Bal­çık üstünde çivileştiler, yıldız iğne bi­çimini aldılar. Hele kâğıt ve parşömen üzerinde sürekli kılık ve biçim değiş­tirdiler.
Yazı yazmak için çok çeşitli araç­lar kullanmıştır. Hiç elimizden düşür­mediğimiz kalem-kâğıt daha dünün icatlarıdır. Beş yüz şu kadar yıl önce bir öğrencinin çantasında ne kalem, ne de kalem ucu bulunurdu. O çağ­ların öğrencileri üstü balmumu sıvalı bir tahta parçasını dizlerinin üstüne kor, ucu sivriltilmiş bir çomakla onun üzerine yazı yazarlardı. Bunun pek uygun bir yazış biçimi olduğu söyle­nebilir mi?
Biraz daha.gerilere, ilk insanların resimlerinden yazının henüz doğmak­ta olduğu çağlara dönersek o zaman yazı yazmanın inanılmayacak kadar güç olduğu görülür. Çünkü o günler­de yazı yazmaya yarayacak hiçbir araç yoktu. Herkes, ne ile neyin üze­rine nasıl yazacağını kendisi düşünüp bulmak zorundaydı.
O dönemin insanları ellerine ne geçerse, onun üzerine yazı yazıyorlar­dı. Taş, koyunun kürek kemiği, bal­çık yaprağı, çanak çömlek parçaları, yırtıcı hayvan derileri ve ağaç kabuk­ları gibi şeyler hep bu dönemde kul­lanılıyordu. Bütün bunların üzerine sivriltilmiş bir kemikle ya da çakmak taşıyla kaba bir resim çiziktirmek mümkündü. Bu yazı yazma araçlarından çoğu uzun süreler kullanıldı. Pey-gamberimiz Hz. Muhammed kutsal Kuran’ı koyunların kürek kemiği üzeri­ne yazdırmıştı. Eski Yunanlılar, halk toplantılarında oylarını şimdi yapıldı­ğı gibi kâğıt üzerine değil de, çanak çömlek (osırakon)lar üzerine yazarak verirlerdi.
Papirüs bulunduktan sonra bile birçok yazarlar, yoksulluk yüzünden yazılarını çanak çömlek parçaları üze­rine yazmak zorunda kalmışlardı. Es­ki Yunan bilginlerinden birinin kitap yazmak için evindeki bütün çanak çömleği kırdığını anlatırlar. Görevle Mısır’da bulunan eski Romalı asker ve memurlar; bir aralar, papirüs ye­tersizliğinden hesap pusulalarını ça­nak çömlek parçaları üzerine yazmış­lardır. Ama palmiye yaprakları ile ağaç kabukları yazı yazmaya çok daha uy­gundu Papirüs bulunmadan çok ön­ce bunların üzerine iğne ile yazı ya­zılmaktaydı. Hindistan’da, birçok ki­taplar palmiye yaprakları üzerine ya­zılmıştı. Yaprakların kenarları bir öl­çüde kesildikten sonra iplikle dikili­yordu. Bu kitabın kenarları altınla yaldızlanır ya da renk renk boyanır­dı. Böylece çok güzel bir kitap mey­dana gelmiş olurdu. Ormanca zengin olan ülkelerde kayın ve ıhlamur ağacı kabuklarından yapılmış yapraklar üzerine yazı yazı­lırdı.
Bütün bu kemikten, kilden ya da balçık yapraklarından ve kayınla ıh­lamur ağacı kabuklarından yapılmış kitapları bugün ancak müzelerde bu­labilirsiniz. Bununla birlikte, çok es­ki çağlardan kalma bir yazı yazma yöntemi vardır; onu bugün de kullan­maktayız. Bu, taş üzerine yazı yazma­dır. Taştan kitap, kitapların, en uzun yaşarmışıdır. fundan dörtbih yıl önce, eski Mı­sır mezar tapınaklarının duvarlarına yazılmış olan upuzun hikâyeler günü­müze kadar gelmiştir. Hatta biz de uzun süre katmasını istediğimiz yazı­lan taşların üzerine kazıyoruz. Buna karşılık taş üzerine seyrek yazı yazışımız sert taşlara harı kazı­manın zorunluluğundan, bir de yüz­lerce kilo çekecek olan böyle bir ta­şın insan gücüyle değil de ancak dinçle kaldınlabilişindendir. Böyle taştan bir kitabı okumak için eve götüremez ve yine böyle taştan bir mektubu posta ile gönderemezsiniz.