Uygarlığımızın belli başlı birçok buluşunun vatanı olan Çin’e borçlu olduğumuz bir başka icat da, XIII. yüzyılda Batı’da kullanılmaya başlanan “baruttur. Çin, kendi dehasının ürünleri ojan keşif ve icatlarından yararlanmayı pek bilememiştir. Avrupa bu işi üzerine almasaydı; belki de çini mürekkebi, ipek, barut ve baskı araçları olduğu yerde sayacaklardı.
toadm tohumu bu imparatorluğun topraklarında filizlendi ama, Avrupa topraklarında gelişti ve meyvelerini verdi* Gerçekten de Batı’nın ancak “Rum ateşi’ni bildiği bir dönemde, Çin barutu bulduysa da bundan yararlanmayı Avrupa akıl etmiştir.
“Rum ateşi” yangın çıkartıcı bir silahtı; ta geçmiş çağlardan beri de biliniyordu. Asurlular ve Persler “neft yağı”na batırılmış oklar fırlatırlardı. Yunanlılar, Plataia Savaşı’nda (MÖ. 479) “yanan zift” savurmuşlar; Romalılar da petrolden çıkarılan yamçı bir madde kullanmışlardı. Fakat bu silahı en görkemli bir şekilde geliştiren Bizanslılar oldular. Çünkü Bizans yalnız bu geleneğin kaynağında değil, aynı zamanda petrolün yanıbaşındaydı. Kullandıkları “Rum ateşi”nin bileşimi de bir “devlet sırrıydı. Bu maddenin neft yağı, guherçile, kükürt ve kireç kaymağı bileşimi olduğu sanılıyordu. Bazen yanmış olarak, bazen de bildiğimiz bugünkü el bombaları gibi bir kabın içine konularak fırlatılırdı. “Rum ateşi” sayesinde bizanslılar savaşlardan ‘galip’ çıkıyorlardı; ama sırları yavaş yavaş sızmaya başlamış, Araplara ve Türklere varmıştı. Bu da Haçlı ordularında büyük kayıplar verilmesine yol açtı.
Bu bileşim, aslında baruttu. Böyle uzun ve dolambaçlı yoldan Avrupa’ya varan barut, özellikle XIII. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Önceleri demir bir tüpün içine konularak küçük maden ya da taş gülleler atmaya yarıyordu. Kısa birsürede tüpün çapı genişletilerek bu araç bir “top” halini aldı. Denimğme göre, bunlardan üç tanesi Crecy Savaşı’nda (1346) görülmüş; hasardan daha çok korku yaratmıştı, öyle olduğu halde bu yeni silahın geleceğine umut bağlandı. Pahalıya mal olmasına, hareket yeteneğinin azlığına ve nişancılığa elverişsizliğine karşılık, VII. Charles’ın generallerinden Pierre Besson-neao ve ‘halefi Gaspard Bureau gibi bazı kişiler bu silahın gelecekte etkili olacağına inandık*. Top, bunların yardımıyla top kundağına, tekerleklere ve muylu’lara (1) kavuştu. Bundan başka, tunçtan yapılmaya ve yüz kiloluk gülleler atmaya da başladı. Böylece Crecy Savaşı’ndan yüz yıl sonra Fransız topçusu dünyada birinci oldu. Menzili 2.000 adımı (yani, okun iki katı) bulan top şimdi güllemden başka dfcmir-kesmeler.de atıyor; askerlere karşı olduğu kadar kaleleri yıkmakta da kullanılıyordu. Bu topların hacmini anlamak için 1404′te Avusturyalıların 3,5 metre boyunda \e 4.500 kilo ağırlığında bir top dökmeyi başardıklarım anımsatmak yeter.
Topçuların tutkusu, güçlülük ve hareket yeteneğini b» araya getirmekti; fakat bu araçlar böyle bir, şeye uygun değildi. Bu nedenle, daha kullanışlı ve özellikle elde kullanılabilecek silahlar yapmaya çalıştılar. Böylece, XVI. yüzyılda mousouet haline gelecek olan arquebuse’ler (3) yapılmaya başlandı.
