Astronomi
Gökyüzünün bilimsel bir şekilde incelenmesi en eski bilimlerden biridir. Kırlar arasında bir yerden gerçekten berrak bir gecede gökyüzüne bakmış olan her insan bunun nedenini de hemen anlar. Yıldızların oluşturduğu hiçbir zaman değişmeyen şekiller, burçlar gök kubbesinde ağır ağır dönerler. “Gezginci” diye tanımlanan yıldızlar yani gezegenler yıldızlı bir fonun önünde ağır ağır ilerlerler. Gümüş Ay doğar ve batar, biçimi geceden geceye değişir. Birkaç “yıldız” sanki gökyüzünden düşüyormuş ya da yukarıya doğru kayıyonnu-j gibi gözükür. Gündüz Güneşin ışıkları yıldızlan ve genellikle Ayı gözlerden siler. Ve bize sıcaklık verir.
Doğal olarak eski insanlar göklerde olduğunu gördükleri şeyleri izaha çalıştılar. Gökyüzünün nasıl oluştuğu konusunda hikâyeler uydurdular. İnsanlar fazla yolculuk yapmadan önce dünyanın dümdüz olduğunu düşünüyorlardı. Fazla ileri gidildiği takdirde insanın kenardan aşağıya düşeceğini sanıyorlardı. Kaideliler, Babilliler ve Mısırlılar bu fikri binemsemişlerdi. Onlardan bir süre kadar sonra Grekler dünyanın bir küre biçiminde olduğuna inanmaya başladılar. Dünyanın evrenin sabit merkezi olduğu fıkrindeydiler. Onlara göre gökyüzündeki diğer bütün yıldızlar Dünyanın etrafında dönüyorlardı. Yıldızlar, merkezinde Dünyanın bulunduğu büyük, dönen bir gökyüzü küresinde sabit duruyorlardı. Ünlü Grek astronomu İskenderiyeli Batlamyus (M.S. 100 yıllan) bu fikirdeydi. Batlamyus’un evrenle ilgili bu tanımlaması bin dörtyüz yıl boyunca kabul edildi
